Normale geri dönmeyeceğiz; çünkü normal problemliydi!

Bütün dünya ve Türkiye korona krizi ile mücadele için karantina, sokağa çıkma yasağı vb. fiziki izolasyon önlemleri alarak; covid-19 pandemisini kontrol altına almaya çalışıyor. Bu önlemler ile ülkeler en az can kaybı ile kontrolü bir şekilde toplumun %80-90’ın sürü bağışıklığı kazanmasını umuyor. Yine birçok uzmanın dile getirdiği gibi toplumun normalleşmesi ise 3 yılı bulacaktır. Fakat bu pandemiden önceki normale geri dönmeyeceğiz; çünkü o normal zaten problemliydi!

Bütün gezegen içerideydi, diğer dünyalardan ve insanlardan yalıtılmış, karantinaya alınmış, dev bir esir kampıydı.

U. K. Le Guin

Bu yazı serisinde KOBİ ve imalat sektörü aktörlerine: problemli olan normali, olası tüketici davranışları değişimlerini ve inovatif olarak üretim modelinizi yeni döneme nasıl uyarlayabileceğinizi anlatacağım. Mevcut durumu doğru analiz edip doğru hamleleri yapan işletmeler bu süreçten güçlenerek çıkacaktır.

Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.

Peter Druker

Ekonomi politiği açısından problemli normali en iyi özetleyen Prof. Dr. Erkan Erdil’in tweet zinciri olduğu için onun mevcut durum analizini alıntılıyorum.

“Küreselleşme ülkeler arası gelir eşitsizliğini bozucu etkiler yaratmıştır. Özellikle küreselleşme ile birlikte sağlık harcamaları ülkelerin uluslararası rekabetçiliği önünde bir engel olarak ortaya çıkmıştır. Pek çok gelişmiş ülkenin ve gelişmekte olan ülkenin pandemi ile baş edememesinin arkasındaki önemli etkenlerden biri de bu vahşi küreselleşme pratikleridir. Bu koşullar altında 2008 krizi ile karşılaştık. Aslında 2008 krizinin bitmediğini sadece kriz sonrası şekil değiştirdiğini söyleyebiliriz. Pandemi bu devam eden krizin etkilerini hızlandırma işlevi görecek. 2008 öncesine belki de hiç bir zaman dönemeyeceğiz. Küresel kapitalizmin 2008 krizi ile baş ettiğini sanması aslında bir yanılgıdır. 2010 ve 2011’de olan normalleşme(!) sadece zahiriydi.

Finansal piyasalarda bir miktar düzelme sapladı ancak yukarıdaki küresel sorunları çözemedi. Sadece finansal akım sistemini yeniden inşa etmeye çalıştılar. Krizden çıkışta iki etken vardı Amerikan merkez bankası ve Çin. Genelde bunu para basarak ve hâlihazırda zaten parası olan büyük şirketlere dağıtarak yaptılar. Kredi maliyetleri bu dönemde oldukça düştü. Parasal genişleme ciddi bir parasal bolluk yarattı. Bu sürece IMF ve Avrupa merkez bankası da yardımcı oldu. Bankacılık sisteminin zararları vergi mükelleflerine transfer edildi. Ancak bu durum özellikle ülkeler içinde firmalar arası eşitsizlikleri ve buna koşut diğer eşitsizlikleri daha da artırdı. Bunun temel nedeni de hızla artan borçlanmalardı.

Finansal piyasaları istikrara kavuşturmuş gibi gözükse de, sağlık ve eğitim gibi sektörlerde yatırıma dönüşmeyerek mevcut küresel kapitalist eşitsizlikleri daha da derinleştirdi. Yeni ve kaliteli iş alanları yaratılamadı. Aslında son dönemde artan protestolar ve toplumsal hareketlerden de bunu izlemekteydik. Küreselleşmeyle birlikte sermaye ve mallar görece serbest hareket edebilirken, en önemli üretim faktörü olan emek aynı biçimde hareket edemedi ve emek sömürüsü de derinleşti. Pandemi başladığında küresel kapitalizm devasa bir özel sektör borçlanması ile baş başaydı. Bunun temel nedeni de önce Amerikan merkez bankası daha sonra da diğer merkez bankalarının izlediği politikalardı.

Bu durum 2008’den daha derin bir krizle sonuçlanacaktır. IMF’nin 1929’dan daha beter bir krizle karşı karşıyayız öngörüsünün altında kanımca bu yatmaktadır. Bu durumdan tüm ekonomilerin kamu mali sistemleri de olumsuz etkilenecektir. Pandemi yeni dalgalarla birkaç yıl daha devam ederse, bunun kamusal sağlık hizmetleri üzerine yaratacağı sorunları tahayyül edin.”

Diğer bir taraftan neden sonuç ilişkisi ile baktığımızda bu pandemi yeni bir normal yaratacaktır. Örneğin: İnternet’de kullanıcıların web sayfalarına yorum yapması ve/veya fotoğraf göndermesini sağlayan Web 2.0 gibi bir teknolojinin gelişmesi sosyal medyaların(Facebook, Twiter vs.) hayata geçmesine ve bu sosyal medyalar bireylerin İnternet üzerinden örgütlenip işgal eylemlerine ve Arap Baharı eylemlerine ve birçok sosyal dönüşüme neden olmuştur. Ayrıca işletmeler daha hesap verebilir ve müşteri odaklı olmaya zorladı. Bununla ilgili 2012’de bir yazı yazmışım.

Bu bağlamda kısaca tarihe bir bakacak olursak; Fransız Devrimi ile özgürlüklerini kazanan Fransız köylüler, köyden şehirlere göç ederek; burada işsizliğe neden olmuş. Girişimciler ise bunu fırsat bilip ucuz iş gücüne yatırım yaparak ilk fabrikaları kurmuştur. Devamında ise rekabetin etkisi ile endüstri devrimini gerçekleşmesini sağlamışlardır.

Sanayinin ihtiyaç duyduğu ucuz ham maddeye erişim isteği ve sömürgeleşme yarışı 1. Dünya Savaşına ortaya çımasına neden olmuştur. İlk kapitalist kriz olan Büyük Buhran(1929) 2. Dünya savaşına neden olmuştur. Bu bağlamda Covid-19 pandemisi ise birçok şeye neden olacağı aşikârdır.

Anlamak için önce, emin olduğunuz fikirleri (o da eğer varsa) çöpe atmaya hazır olmanız gerekir. Unutmayın ki zeka bir bakıma, fikir değiştirebilme yeteneğidir.

İhsan Oktay Anar

Yönetimsel açıdan ise Y. Noah Hariri bu yaşadığımız durumun gizlilik ve sağlık ekseninde bireylerin bir tercih yapması gerekeceğini ve insanları sağlık şıkını tercih edileceğini öngörmektedir. Ayrıca bu tercihin Dünya genelinde otoriter ve totaliter yönetimlerin yükselişine neden olacağını tahmin etmektedir.

“Gizliliğimiz üzerinde son yıllarda büyük bir savaş sürüyor. Koronavirüs krizi savaşın devrilme noktası olabilir. Çünkü insanlara gizlilik ve sağlık arasında bir seçim yapıldığında, genellikle sağlığı seçerler.” Yuval Noah Harari: https://t.co/us9pyTstWG?amp=1

Sosyolojik olarak yaşanan korona krizi bir anlamda bir Siyah Kuğu fenomenidir. Yani öngörülmesi zor ve nadir bir durumdur. Yaşadığımız bu fenomenle ilgili kurumsal bir yaklaşım bile geliştirilememesi ve DSÖ gibi kurumların bile bir belleğinin ve aksiyon planın olmaması bunu ortaya koymaktadır. Ayrıca birçok ülkenin farklı plan ve senaryolar uygulamasından ise hazırlıksız yakalandığımızdan emin oluyoruz.

Bunun yanında bu olayın 3 yıl devam edecek olması ve bir çok alanı etkileyecek olması ise bize kaos teorisini anımsatmaktadır. Kaos teorisi: Birçok farklı girdinin sürekli değişerek fiziksel değişimler ve farklı düzenler yaratması ve bu düzenlerin yine kendisini etkilemesi insan zekasının ve günümüzdeki gözlem ve bilimsel tahmin yeteneklerinin çok çok üstünde olması olarak açıklanıyor. Bu teoriyi genelde kelebek etkisi ile örneklemektedir. Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir. Yani öngörülmesi ve tahmin edilmesi çok zor bir süreç yaşıyoruz.

Uzaktan çalışma ve süreç yönetimi alanında işletmeler teknoloji firmaları ile yarışır hale geldi. Bu sürecin sonunda artık sürekli göz önünde bulundurulması gereken çalışana artık ihtiyaç duyulmayacaktır. Daha az insan kaynağına ihtiyaç duyan ve daha çok teknoloji destekli (endüstri 4.0, yapay zeka vs) yeni iş modelleri ve yeniden örgütlenmeye neden olacaktır. İnsan kaynakları açısından ise işsizliğe neden olacağı aşikardır. Artan işsizlik oranına çare olarak da bazı ülkelerde denenen vatandaşlık maaşı gibi uygulamaların yaygınlaşacaktır. Diğer bir taraftan kamusal alandaki insanın davranışları ve hijyen anlayışı kökten değişecektir. Kişisel alan artık sosyal mesafe olarak adlandırılıp 45 cm’den 150 cm’e çıktı ve uzun bir süre insanlar artık öpüşüp tokalaşmayacak. Hijyenin önemi hiç olmadığı kadar artacaktır.

Şimdi sorun daha derin, çünkü sadece ekonomik açıdan kırılgan şirketler değil, tedarik zincirindeki zayıf halkalardan etkilenen diğer şirketler de batmaya başlıyor.

Daren Acemoğlu

Özetle politik, ekonomik, sosyolojik, sosyal psikolojik ve psikolojik etkileri olan ve yeni bir normal oluşturacak bir sürecin içindeyiz. Yeni dönemi doğru anlamaya ve en önemlisi bu değişimi yönetmek zorundayız.

Bu yazı dizisi: tüketici davranışları değişimleri [Yeni Normal Nasıl Olacak! (2)] ve işletme yöneticilerinin bu değişim dönemini nasıl yönetebilecekleri ilgili önerilerin yer aldığı [Yeni Normal Nasıl Olacak! (3) iki yazı ile devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın